Fizik dünyasının ‘inci’si

Princeton’da Fizik ana dalıyla beraber Fizik Mühendisliği ve Uygulamalı ve Hesaplamalı Matematik çift yan dalını ‘Onur’ derecesiyle bitiren İnci Karaaslan, ikisi de tıp doktoru olan Gülin ve Sinan Karaaslan’ın kızı olarak 2002’de İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi’ndeki eğitimin son senelerinde fizik ve matematik alanına yoğunlaşan İnci, 17 yaşında Kanada’daki Perimeter Teorik Fizik Enstitüsü’nde kuantum teknolojileri dersleri aldı. Fizik ve matematiğe olan hevesi ona ABD’de tam 12 seçkin üniversitenin kapısını açtı. Ancak o Princeton Üniversitesi’ni seçti. Bir çok Nobel ödüllü fizikçiyi hem geçmişte hem de günümüzde bünyesinde barındıran Princeton Üniversitesi’nin kapısından evren hakkında bilinmeyen soruları yanıtlayacak bir bilim insanı olmak hayaliyle giren İnci, 4 yıllık öğrencilik hayatına çok önemli başarılar sığdırdı. Bunlardan biri NASA’nın 2025’te başlayacak Yıldızlararası Haritalama ve İvme Sondası (IMAP) proje ekibinde yer alarak atom ışın kaynaklarının kalibrasyonu için cihaz tasarlamak ve astronotların giysilerindeki ay tozunun azaltılması için lazerli temizleme sistemi geliştirmekti. İnci Karaaslan’ın daha üniversite öğrencisiyken imza attığı ikinci önemli çalışma da CERN’de parçacık etkileşimleri ve jetler üstüne araştırma yapıp araştırma sonuçlarını Amerikan Fizik Topluluğu’nda sunmak oldu.

22 YAŞINDA AMA 5 ÖNEMLİ ÖDÜLÜ VAR
Aynı dönemde Princeton Fizik Öğrencileri Topluluğu başkanı olarak fizik departmanına katkılarından dolayı 2022 Manfred Pyka Fizik Ödülü ve 2024 Allen G. Shenstone Fizik Ödülü’ne layık görülen Karaaslan, IBM’in kuantum bilgisayarları üzerine yarışmalarında ikincilik ve birincilik ödülleri aldı. Mezuniyet tezini CERN’deki çarpışmalar sonrası etkileşimleri tespit etmek için geliştirdiği yapay zeka algoritmaları üstüne yazan İnci, Princeton Üniversitesi’nde her yıl bir kişiye verilen En İyi Fizik Mühendisliği Bağımsız Çalışma Ödülü’nün de bu yılki sahibi oldu. 22 yaşında olmasına rağmen kariyerine fizik alanında 5 önemli ödül sığdıran Karaaslan, güz dönemi başlayacağı parçacık fiziği yüksek lisansı için de ABD’de 8 okuldan kabul aldı. Ancak o, ABD’nin CERN’ü olarak bilinen Fermilab ve dünyanın en güçlü süper bilgisayarlarından birine sahip Argonne Ulusal Laboratuvarları’nda çalışmak için Chicago Üniversitesi’ni tercih etti. İnci Karaaslan başarılı öğrencilik hayatını ve gelecek hayallerini şöyle anlattı:

EVRENİN BİLİNMEZLİĞİ DİKKATİMİ ÇEKTİ
“Liseye geçmeden fizik alanına özel bir ilgim yoktu ama hep yaşıma uygun bilim dergileri okurdum. 9’uncu sınıfta ‘atom’ merakı doğdu. Bu merak IB programının fizik dersinde kuantumla derinleşince ABD’de fizik okumaya karar verdim. Lisedeki çalışmalarımla dünyadan sadece 40 öğrenci seçen Perimeter Teorik Fizik Enstitüsü’nün yaz programına katılmaya hak kazandım. Princeton Üniversitesine kabulümde de bu çalışmalar etkili oldu.

NASA’NIN YILDIZLARASI ÇALIŞMASINNDA
Üniversitede ilk yılımda Princeton Roket Kulübüne girdim. NASA’nın Big İdea yarışması için, uzayda astronotların ekipmanlarına zarar veren ay tozuna karşı medikal ihtiyaçla kullanılan lazerle temizlik sağlayacak bir proje geliştirdim. İkinci sınıfta, galaksideki manyetik alanın kaynağını anlamaya çalışan bir simülasyon geliştirdim. Üçüncü sınıfta, NASA’nın 2025’te başlayacak Yıldızlararası Haritalama ve İvme Sondası projesine öncülük eden Princeton Uzay Fiziği Laboratuvarına dahil oldum.Yıldızların kendi etrafında büyüyen manyetik alanın nasıl olduğunu çözmeye çalışacak bu çalışma için ABD’de10’dan fazla laboratuvar ihtiyaç duyulan sondanın çeşitli parçalarını yapıyor, sonunda birleştiriliyor.

CERN’DE YAPAY ZEKA DESTEKLİ ÇALIŞMA
Parçacık Fiziği ve Kuantum Alan Teorisi hocalarımın davetiyle CERN’deki 4 büyük deneyden birinde datalar üzerine çalıştım. Çarpışma sonrası ortaya çıkan, bilinmeyen dataların ayrıştırılması gerekiyor. Burada insanın göremeyeceği kadar data var ve bazen önemli şeyleri kaçırabiliyoruz. Bunu en aza indirecek yapay zeka destekli bir algoritma geliştirdim.”

NOBEL NEDEN OLMASIN?
Akademik kariyerini parçacık fiziği üzerine Chicago Üniversitesi’nde ve ona bağlı Fermilab’da sürdürecek olan Karaaslan; “Einstein’in gelip geçtiği, onlarca Nobel ödülü almış profesörün bulunduğu bir üniversitede okudum. Okulumuzun Nobel’li fizikçilerinin fotoğraflarına baktığımda hepsinin yaşlı adamlar olduğunu ve içlerinde hiç kadın olmadığını. O resimler arasında bir kadın görmek çok güzel olurdu. Bu belki de ben olurum diye düşündüm. Evrenin bilmediğimiz sorularına yanıt bulmak ve insanların yararına cihazlar üretmek için keşfetmeye ihtiyacımız var. Ben de uzun soluklu çalışmalarla sürekli keşfetmek istiyorum. Tüm bu keşif yolculuğum belki bir noktada Nobel fizik ödülüyle de kesişir. Neden olmasın?” dedi.

SINIF ARKADAŞI GEZEGEN KEŞFETTİ
2020’de 17 yaşındayken NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde staja başlayan New Yorklu Wolf Cukier, stajının üçüncü gününde bin 300 ışık yılı uzaklıkta TOI 1338b adı verilen bir gezegen keşfetmiş, bu keşif tüm dünyada ses getirmişti. Karaaslan Princeton Üniversitesi’ne başladığında Cukier ile aynı sınıftaydı. Sınıf arkadaşının gezegen keşfettiğini ilk öğrendiğinde ‘öz güveninin kırıldığını’ söyleyen Karaaslan, Culkier ile daha sonra yakın arkadaş olduklarını ve başarılı bir çevrenin kendisini motive ettiğini ifade etti. Karaaslan ve Culkier yüksek lisans için Chicago Üniversitesi’ne birlikte gidecekler.

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x